Tek düşüncelerİ vardır…

30/09/2014

Candır, dosttur, koşar gelirler hemen yanımıza.

Bir dua…

“Allahım; tehlikeye düşmüş her canlının imdadına yetişebilmem için bana güç ver., yangınla mücadelede bilgi, teknik ve tecrübelerimi artır. Sevgimi, cesaretimi ve inancımı eksiltme. Pirimiz İbrahim Peygamberi yanmaktan koruduğun ilahi emrin sırrına bizleri de dahil et, kaderimde ölmek varsa; çocuklarımı, eşimi ve yakınlarımı koru Yüce Allahım.”

Nedense kıymetlerini bilmeyiz!

Gerekli önlemi almayız.

Başımıza bir olay geldiğinde hemen onları suçlarız.

Nerede kaldı bu itfaiye? Nerede kaldı ambülâns? Niye zamanında gelmezler!

Saçma, sapan düşünürüz.

Oysa hazır kıtadır onlar.

İstemezler bir evde, işyerinde yangın çıksın.

Onlarda ister sıcak evlerinde yatıp, uyumayı.

Oysa…

Nöbetçi olduklarında yangın kıyafetleri ile otururlar.

Bizler evlerimizde televizyon karşısında pijamalarımızla keyif sürerken, onlar nöbettedir.

İtfaiye Teşkilatı’nın 91. kuruluş yıldönümü

İtfaiye Daire Başkanı Orhan Doğan ve çalışma arkadaşları mütevazı bir şekilde günlerini kutladı.

Günün önemini kısa ve net anlattı Orhan Doğan…

“İtfaiye Teşkilatı olarak yangın riskini en aza indirmek için her bölgede çeşitli çalışmalar yürütüyoruz. Bu çalışmaların en başında Bursa’nın birçok köyüne kurduğumuz yangın dolapları gelmektedir. Bu sayede faciaların yaşanmasını önlüyoruz. Ayrıca bu çalışmalarımıza desteklerini hiçbir zaman esirgemeyen Büyükşehir Belediye Başkanımız Recep Altepeye teşekkür ediyorum.”

Etkinlikler kapsamında düzenlenen ‘Dünden Bugüne İtfaiye’ konulu sergi, Ressam Şefik Bursalı Sanat Galerisinde izlenimine de sunuldu. Serginin açılışının ardından İtfaiye Daire Başkanı Doğan, fotoğrafların yanı sıra sergilenen eski itfaiyecilik malzemeleri hakkında katılanlara bilgi verdi.

Ve…

Onlar sorumluluğu bilen insan olduklarını bir kez daha gösterdiler…

İtfaiye personeli Kızılay’a giderek kan bağışında bulundu.

Dostlar…

Geçtiğimiz günlerde Orhan Bey’in yanına gitmiştim.

Güler yüzlü, samimi.

Yangın Var kitabını imzalayıp, verdi.

O kitaptan küçük bir not…

“İtfaiye komuta merkezimizin telefonu çalar, gecenin bir yarısı. ‘yangın var, yetişin’ Görevlimiz hemen adresi alır ve anons eder. Yangın elbiseleri ile hazır bekleyen itfaiyeciler yerlerinden fırlayıp, koşarak araçlara biner. Gece soğuk ve karanlıktır. Alelade park edilmiş araçlar, duyarsız araç sürücülerinin arasından; cambazlık yaparak verilen adrese doğru hızla ilerler itfaiye araçları. Olay yerine varırlar. Alevler, dumanlar ve çökme, patlama, zehirlenme tehlikelerini içinde barındıran yangınla yüz yüzedir artık itfaiyeciler. Bir yandan insanlar feryat eder. O feryatlarda yüreği yanar itfaiyecinin. Binanın çökebileceğini, alevlerin arasında kalabileceklerini, patlayan tüpün bir parçasının vücutlarına isabet edeceğini düşünmezler bile. Tek düşünceleri vardır… Önce içerideki canlıları kurtarmak, ardından yangını söndürmek.”

Bir yangın mı gördük…

Kaçarız, uzaklaşırız.

Oysa itfaiyeci onun içine girer.

Alevler içine dalar, dumanlar içinde kaybolur.

Bakar, dolaşır binanın içinde.

Pür dikkat kesilmiştir.

Bir canlı sesi var mı diye.

Tek düşüncesi vardır itfaiyeci kardeşimin…

Bir kediyi, köpeği, kafesindeki kuşu, yatağından kalkamayan amcayı, teyzeyi kurtarmalıyım.

Bir gidin dostlar.

Bir bakın.

Bizim korkarak kaçtığımız alevler içine nasıl girdiklerini, nasıl çıktıklarını?

Onlar da anne, baba, evlat.

Bir yangına mı gidiyor itfaiyeci?

Eşi, evladı, annesi, babası dua ediyor…

“Yüce Allahım; koru Mehmedimi. Bu yangından da sağ, salim kurtulduğunun haberini almayı nasip eyle.”

Gününüz kutlu olsun güven dostları.

İyi ki varsınız.

Kaynak: http://www.kentgazetesi.com/yazi.php?y=3640&z=6

Yorumlar kapatıldı.